Arzını Geciktirmek Ne Demek? – Ekonominin Sessiz Oyunu ve İnsan Hikâyelerindeki Yankısı Bazı kavramlar vardır ki kulağa çok teknik gelir ama aslında hayatımızın tam ortasındadır. “Arzını geciktirmek” de bunlardan biri. İlk duyduğunuzda size sıkıcı bir ekonomi terimi gibi gelebilir ama aslında market rafından araba piyasasına, teknoloji devlerinin lansmanlarından bir girişimcinin kararlarına kadar her yerde karşımıza çıkar. Gelin bu kavramı birlikte çözümleyelim; verilerle, örneklerle ve biraz da insani hikâyelerle süsleyerek… Arzını Geciktirmek Ne Anlama Gelir? En basit hâliyle arzını geciktirmek; bir ürünün ya da hizmetin piyasaya sunulmasını bilinçli olarak ertelemek demektir. Bu erteleme kimi zaman stratejik bir karar olabilir, kimi zaman…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Allah’ın En Yakın Dostu Kimdir? Kalplere Dokunan Bir Hikâyenin İzinde Bazı sorular vardır ki cevabı kitaplarda değil, kalplerin en derin yerinde saklıdır. “Allah’ın en yakın dostu kimdir?” sorusu da onlardan biri… Bu yazıda size bir hikâye anlatacağım. Ne bir masal ne de sıradan bir öğüt; içinde insanın arayışını, dostluğun en saf hâlini ve insanın Yaratıcı’yla kurduğu bağı taşıyan bir yolculuk. Hazırsanız, birlikte bu yolculuğa çıkalım. Hikâye: Dostluğun Yolu Bir zamanlar küçük bir kasabada iki kardeş yaşardı: Biri Ali, diğeri Zeynep. Ali stratejik düşünen, çözüm odaklı bir mühendisti. Her sorunun mutlaka bir cevabı olduğuna inanırdı. Zeynep ise empatik ve ilişkisel bir…
Yorum BırakBir Hoş Olmak Ne Demek? Türkçede “Bir hoş olmak” deyimi, kişinin kendini garip, huzursuz veya keyifsiz hissetmesi durumunu ifade eder. Bu deyim, hem bedensel rahatsızlıkları hem de psikolojik huzursuzlukları anlatan yaygın bir kullanıma sahiptir. Türk Dil Kurumu (TDK) Tanımı Türk Dil Kurumu’na göre, “Bir hoş olmak” deyimi “kendini iyi hissetmemek” anlamına gelir. Bu, kişinin ruhsal veya bedensel açıdan rahatsızlık hissetmesi durumunu tanımlar. Örnek olarak, “Akşamdan beri bir hoşum, sanırım üşüttüm.” cümlesi bu deyimin kullanımına örnek teşkil eder. [1] Farklı Anlam Kullanımları “Bir hoş olmak” deyimi, farklı bağlamlarda çeşitli anlamlar taşıyabilir: 1. Şaşırmak: Beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlık. 2. Hüzünlenmek:…
Yorum BırakAlanı 1 Metre Olan Karenin Bir Kenarı Kaç Metredir? (Gülümseten Birim Savaşları!) Merhaba! Gündelik hayatın küçük matematik bilmecelerini severim: markette etiket, mutfakta tepsi, balkonda karo… Bugün, “alanı 1 metre olan kare” diye sorulduğunda yüzümüzde beliren o hafif gülümsemeyi genişletmeye geldim. Hem eğlenelim hem de birimlerle barışalım. Kahveler hazırsa, başlayalım! Kısa cevap: Alanın 1 metrekare (1 m²) olduğunu varsayarsak, karenin bir kenarı 1 metredir. Çünkü A = a² ⇒ a = √A = √(1 m²) = 1 m. Hadi Önce Şu “Metre mi, Metrekare mi?” Meselesini Tatlıya Bağlayalım “Alanı 1 metre” dendi mi, matematik hemen kaşlarını kaldırır: Alanın birimi metrekaredir (m²).…
Yorum BırakAdalet Ne Demek? Antropolojik Bir Perspektif Kültürlerin Çeşitliliği Üzerine Bir Antropolojik Bakış Bir antropolog olarak, her kültürün adalet anlayışını incelemek, bana insan toplumlarının ne kadar farklı ve aynı zamanda birbirine benzer olduğunu keşfetme fırsatı verir. Adalet, sadece hukuki bir kavram olmaktan öte, bireylerin toplum içinde nasıl ilişkiler kurduğunu, değerlerin ve ahlaki normların nasıl şekillendiğini gösteren bir yansıma gibidir. Farklı kültürlerde, adaletin tanımı ve uygulanışı, toplumların tarihsel gelişimlerine, ritüellerine, sembollerine ve kimliklerine bağlı olarak değişir. Bu yazıda, TDK’nin “adalet” tanımını bir başlangıç noktası olarak alıp, farklı kültürlerdeki adalet anlayışlarının nasıl çeşitlendiğine dair bir keşfe çıkacağız. Her kültür, adaleti farklı şekillerde tanımlar…
Yorum BırakKökler Hep Toprağın Altında mı? Felsefenin Gözünden: Görünmeyen Köklerin Görünür Gerçekliği Filozofun bakışıyla soralım: Kök nedir? Sadece bir ağacın toprağa tutunan kısmı mı, yoksa varlığın kendisini ayakta tutan, görünmeyen dayanak noktası mı? Köklerin hep toprağın altında olduğunu varsaymak, belki de insanın kendisini yalnızca görünenle sınırlamasının bir sonucudur. Oysa her kök, varlığın derinliğine uzanan bir hakikat arayışı gibidir. Toprak, kökü saklar ama aynı zamanda ona hayat verir. Bu durumda kökün gizliliği bir eksiklik değil, bir varoluş biçimidir. Felsefi olarak, köklerin görünmezliği, insanın bilginin kaynağına ulaşma çabasını simgeler: Görünmeyeni anlamak, yüzeyin altına inmek, toprağın altındaki sessiz varlığı duymak… Etik Perspektiften: Kökün Ahlakı…
Yorum BırakŞamanizm Dini Neye İnanır? Ruhların Fısıltısını Dinleyenlerin Hikâyesi Bir gece ateşin çevresinde otururken, yaşlı bir kadın bana, “Rüzgâr konuşur, yeter ki sen dinlemeyi bil,” demişti. O zaman anlamamıştım. Ama yıllar sonra, bozkırın ortasında, bir şamanın davul sesinde yankılanan o cümleyi yeniden duydum. İşte bu yazı, sadece bir inancı anlatmak değil — o fısıltıyı yeniden duymak için yazıldı. — Rüzgârın Oğulları ve Toprağın Kızları Uzak bir köyde, Tengri dağının eteklerinde iki kardeş yaşardı: Algan ve Yelena. Algan, çözüm arayan, mantığıyla hareket eden bir adamdı; her soruna bir yol bulur, her duvara bir kapı açardı. Yelena ise kalbiyle gören bir kadındı; insanların…
Yorum BırakKanlıkavak Hangi Tramvay Durağı? — Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her gün öğrencilerime şunu hatırlatırım: “Öğrenmek sadece bilgi edinmek değil, dünyayı yeniden görmektir.” Tıpkı bir yolculuğa çıkarken hangi durakta ineceğimizi öğrenmek gibi, öğrenme de bir yön bulma sürecidir. “Kanlıkavak hangi tramvay durağı?” diye soran biri, aslında sadece bir yer aramıyordur; o, bilgiye ulaşmanın küçük ama anlamlı bir örneğini verir. Çünkü her rota, öğrenmenin pedagojik haritasında bir metafora dönüşür. 1. Öğrenme Bir Yolculuktur: Tramvay Hattı Gibi Öğrenme sürecini bir tramvay hattına benzetebiliriz. Her durak, bir kavrayışın, bir fark edişin sembolüdür. Kanlıkavak durağı da bu metaforun içinde…
Yorum BırakJaponya Hangi Yarım Kürede Yer Alır? Bir Siyaset Bilimcinin Güç, Toplum ve İdeoloji Üzerine Düşünceleri Giriş: Coğrafyadan Güce Uzanan Bir Yolculuk Bir siyaset bilimci olarak dünyaya yalnızca haritalardan değil, iktidar ilişkilerinin coğrafyasından bakarım. Japonya’nın Asya kıtasının doğusunda, Kuzey Yarım Küre’de yer aldığını söylemek elbette bir coğrafi gerçekliktir. Ancak asıl mesele, bu konumun siyasal, kültürel ve ideolojik anlamlarını çözümlemektir. Bir ülkenin yarım küresi, sadece güneşin yönünü değil, tarih boyunca güç dengelerinin akışını da belirlemiştir. Peki Japonya’nın kuzeydeki konumu, onun iktidar anlayışını ve toplumsal düzenini nasıl şekillendirmiştir? Coğrafya ve İktidar: “Kuzey”in Politik Anlamı Kuzey Yarım Küre, tarih boyunca sanayileşmenin, modernleşmenin ve güç…
Yorum BırakHidrostatik Basınç Nedir? Ekonomik Perspektiften Bir Bakış Kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları, ekonomik düşüncenin temel taşlarındandır. Her seçim, bir fırsat maliyetini beraberinde getirir; yani bir tercih yapıldığında, bir başka olasılık kaybedilir. Bu, yalnızca insan davranışları ve piyasa dinamikleri için geçerli değildir; aslında, doğadaki birçok sistemde de benzer bir dengeyi görmek mümkündür. Hidrostatik basınç, biyolojik sistemlerde önemli bir fenomen olmasına rağmen, bir ekonomistin bakış açısıyla da anlam kazanan bir kavramdır. Su altında bir cismin üzerine uygulanan basıncı anlamak, aslında kaynakların ve çevresel koşulların etkilerini, aynı zamanda bireysel ve toplumsal refah üzerindeki sonuçları anlamamıza yardımcı olabilir. Hidrostatik Basınç Nedir? Hidrostatik basınç, bir…
Yorum Bırak