İçeriğe geç

Kaç boy altı askere alınmaz ?

Kaç Boy Altı Askere Alınmaz? Bir Gençlik Hikâyesi

O Gün Kayseri’de Bütün Sokaklar Sıcak, Bir O Kadar Da Sessizdi

O gün, Kayseri’nin bozkır havası sıcak ve bunaltıcıydı. Yaz, kıştan daha erken gelip her yeri sarhoş etmişti. Adımımı attıkça toprak biraz daha kuruyor, derin derin nefes aldıkça ciğerlerim biraz daha yanıyordu. Ama bu, benim o gün hissettiklerimi tanımlamak için belki de çok yetersizdi. Sıcaklık, bir yanda heyecanımı tetikliyor, diğer yanda bir miktar kaygı ve korku yayıyordu bedenime. İçimde karışık bir şey vardı: hem heyecan, hem belirsizlik, hem de hayal kırıklığı…

Açıkçası o gün, bir genç olarak hayatımın dönüm noktalarından biri olacaktı. Askere alınma çağrım gelmişti. 25 yaşımdaydım ve bu, bir şekilde bir erkeğin yaşamındaki ilk büyük “adım”lardan biriydi. O kadar büyük bir şeydi ki, o kadar her yönüyle hayatımı değiştirecekmiş gibi hissettiriyordu ki… Gerçekten hazır mıydım?

Ama işin garip tarafı, askere gitmenin sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğunu düşündüm hep. O gün, “Kaç boy altı askere alınmaz?” sorusunun cevabını almak için yola çıktığımda, belki de hayatımda ilk defa gerçekten ne kadar büyüdüğümü sorguluyordum.

Randevuma Gitmeden Önce, O Eski Çocukluk Hatırası

O gün, askere gitmek için randevuma gitmeden önce annemle kahvaltı yapıyordum. Sabah güneşinin pencereye düşen ışığı gözlerimi kamaştırıyordu. Annem bana son kez bir şeyler hazırlamaya çalışırken, bir yandan da eski anılar tekrar gözümün önüne gelmeye başlamıştı. Çocukken, her askere gidenin “güçlü” olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. O zamanlar “askere gitmek” sadece bir sorumluluk değil, erkek olmanın, büyümenin simgesiydi. Oysa şimdi… Her şey biraz farklı görünüyordu.

Anneme, “Baba, bugün askere alınıyor muyum?” diye sordum. Bunu her zaman bildiğimiz gibi şaka yollu söyledim ama içimde hissettiğim gerçek bir kaygıydı. Annem hafifçe gülümsedi ve “Güzel oğlum, bu yaşta askere gitmeye hazırsın,” dedi. Ama o gülüşün ardında, annemin de bana karşı bir tür kaygısı vardı. İkimizin içinde, kaygıların ve umutların karıştığı bir zaman dilimindeydik.

Sahiden, kaç boy altı askere alınmaz diye soruyordum o an. Gerçekten çok basit bir soru gibi geliyor ama bir yanda bir gerginlik de yaratıyordu. Boyum 1.68, tam sınırda sayılabilecek bir yükseklikteydim. Geçmişte de, hiç unutmuyorum, hep çocukken “askere gitmek” denince bu tip fiziksel şartların ne kadar önemli olduğunu düşünmüştüm. Ama hayatımda ilk defa böyle bir fiziksel sınırın ne kadar gerçek olduğunu hissediyordum. Ve gerçekten de bu, sadece boyumla alakalı bir soru değildi; aynı zamanda bir “olgunlaşma” sorusuydu.

Doktora Gitme Zamanı: O Anki Hislerimi Unutamıyorum

Kayseri’deki o küçük devlet hastanesinin odasında, kapı hafifçe aralandı ve içerideki doktor bize bakarak “Hadi bakalım, ölçümünü yapalım,” dedi. Duvardaki eski duvar saati tıkır tıkır işliyordu. Zaman sanki bir anlığına durdu ve o an sanki bütün Kayseri’yi, hatta Türkiye’yi izliyormuşum gibi hissettim. Boyumu ölçtüler. O kadar basitti, sadece bir fiziksel şey, bir rakam. Ama o rakam her şeyi belirleyecek gibi hissediyordum.

İçimdeki ses, “Ya boyum yetersiz kalırsa? Ya askere alınmazsam?” diye sormaya başlamıştı. Bu, bir kaygıydı ama aynı zamanda belki de biraz da hayal kırıklığıydı. Kendimi bir an daha küçük hissediyordum. “Ya boyum 1.68’den 1.70 olsaydı?” diye düşündüm. Boy, aslında ne kadar önemliydi? Bu kadar basit bir fiziksel özellik, benim askere alınıp alınmamı belirliyordu. Duygularım o kadar karışıktı ki, boyumun ölçülmesini beklerken, odayı daha büyük, daha soğuk ve daha uzak hissediyordum. Kafamda o kadar çok soru vardı ki: “Kaç boy altı askere alınmaz?” sorusu basit bir fiziksel özellikti ama bir o kadar da büyük bir kişisel sınav gibiydi.

Ve nihayet doktor, “Boyunuz ideal, size sorun yok” dedi. Bunu duyduğum anda derin bir rahatlama hissettim ama bir yandan da neden bu kadar büyük bir yük altına girdiğimi düşündüm. O kadar belirsiz ve kaygılı bir ruh hali içerisindeydim ki, gerçek bir rahatlamayı hissetmek de zordu. Boyumun yeterli olduğunu duyduğumda, derin bir iç çekişiyle geçiş yaptım. Ama bu rahatlama da beni öylesine küçük, öylesine savunmasız bir hale getirdi ki…

Askerlik ve Gençlik: Kimlik Arayışı

Boyum ölçüldü, alındı. Ben aslında bu fiziksel testin, hayatımın bir anlık “geçiş”i olacağını fark etmedim. Ama orada, askerliğe alınmadan önce, kimliğimi, kendi yerimi sorgulamaya başladım. O kadar kişisel bir sınavdı ki, sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da büyüme, olgunlaşma ve hayatta varlık gösterme çabasıydı. Askerliğin başlaması, aslında bu soruların her birini kendime sormamı sağladı.

Şu an 25 yaşındayım. Henüz bu kimlik arayışımın ne kadar uzun süreceğini bilmiyorum. Ama boyun, fiziksel bir sınırdan ibaret olamayacağını, asıl olgunlaşmanın, insanın kendine olan güveninin ve cesaretinin ne kadar önemli olduğunu da öğrendim.

Sonuç: Bir Hikâye, Bir Değişim

O gün, Kayseri’de bir hastane odasında, boyumun ölçüldüğü o anda aslında çok daha fazlası yaşanıyordu. Odaya giren her bir doktor, her bir muayene, her bir bakış bir sınavdı. Boyumun 1.68 olması, askere alınıp alınmamamı etkileyecekti. Ama sonrasında anladım ki, ne kadar büyüdüğüm, aslında boyumun uzunluğundan çok daha önemliydi.

Kaygı, umut, hayal kırıklığı… O duygular bir şekilde iç içe geçmişti. Ama belki de her şey bu sürecin kendisinde, içimde bir yerlerde gizliydi. Hayat, bir geçişti; kimliğimi oluşturmak, her yeni adımda daha da büyümekti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbetgiris.org/vdcasino giriş adresibetexper yeni giriş