İçeriğe geç

Sofu mu Sofi mi ?

Sofu mu Sofi mi?

Bazen bir kelime, bir kavram, insanın içinde yıllarca birikmiş bir soruyu uyandırır. Bugün yine böyle bir gündü. Kayseri’nin soğuk kış sabahlarından birinde, elimdeki kahve fincanının buharı gözümde buğulandı, birden aklıma geldi: Sofu mu, sofi mi?

Bunu düşünmeden önce uzun zaman geçmişti. Ama o gün, bir şekilde bir duvarı yıkmak istedim ve o duvarı yıkarken, “sofu mu sofi mi?” sorusunun nasıl içinde büyüdüğünü ve beni ne kadar derinden etkilediğini fark ettim. İçimden yükselen bir hayal kırıklığı vardı. Belki de bu, yıllardır hissettiğim bir duyguydu ama adını koyamamıştım.

O Günün Hatırası

Geçmişe doğru bir adım attım, hafızamın derinliklerine daldım. Lise yıllarımın sonlarına doğru, akşamları sahilde yürürken annemin söylediği bir cümle hala kulaklarımda çınlıyor: “Oğlum, bu hayatı ya sofu olarak yaşarsın, ya sofi…” O cümleyi defalarca duyduğum halde, ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamamıştım. Bir an durakladım, deniz kenarındaki taşları izledim. Birçok insan hayatını birinin ya da diğerinin kılığına bürünerek yaşar. Kimisi sıkı sıkıya bir kuralcı olur, kimisi ise kuralları hiçe sayarak yaşar. Ama hangisi doğru, hangisi yanlış?

Annemin sesi hala kulaklarımda yankı yapıyordu. Sofu mu, sofi mi? diye sormuştu. O zamanlar, gençliğimin verdiği delikanlılıkla fazla anlam yüklemeden, bir tarafın daha doğru olduğunu düşündüm. Ama şimdi, 25 yaşında, duygularımın biraz daha olgunlaştığı bu dönemde, kelimelerin yavaşça aralarındaki ince farkları anlatmaya başladığını fark ettim.

Sofu Olmak

Sofu olmanın ne demek olduğunu biraz daha derinlemesine düşünmek istedim. O zamanlar, çevremdeki insanlar sıkı sıkıya dini kurallara bağlı, gece gündüz dua eden, her davranışını dine göre şekillendiren insanlardı. Bir gün, onlardan biriyle tanıştım. Gözlerinde öylesine bir huzur vardı ki, yanına oturduğumda, kaybolan yıllarımı unuttum. O insanın yaşadığı ruhsal dinginlik, beni bir an için çok etkiledi.

Ama sonra, yavaşça bu huzurun ne kadar zor elde edildiğini, bazen bunun bir maske olabileceğini fark etmeye başladım. İçsel çatışmalar, gizli suçluluklar… Hepsi sofu olmanın bir parçasıydı. Yavaşça düşündüm, belki de bir insan, tüm o kuralların içinde kendini bulamıyordu. Aslında, onun yerine başka birini oynuyordu.

Sofi Olmak

Diğer tarafta ise sofi olmak vardı. Sofi olmak, kuralları kırmak, özgürlüğe adım atmak demekti. Sofi, kendi yolunu çizen, yoldan çıkmaktan korkmayan, cesur bir insandı. Ama her şey gibi, bu yolculuk da kolay değildi. Zamanla fark ettim ki, sofi olmanın da kendi içinde bir karmaşası vardı. Kendi başına kalıp, her şeyi serbest bırakmak, duygusal anlamda dağılmak demekti. Sofi olmak, duygularını bazen çok fazla dışarıya vurmak, bazen de çok içine gömmek demekti.

Bir akşam, bir dostumla konuşurken, onun hayatı hakkında düşüncelerimi paylaştım. “Sofi mi, sofu mu olmalı insan?” diye sordum. O an bana söylediği şey hala hafızamda: “Hayat bazen iki uçtan birinde olmak zorunda bırakıyor seni. Ama bazen, ikisinin arasında bir yerde olmak da yeterli olabilir.” Bu söz, o kadar basit ama o kadar derin geldi ki. Sofi ve sofu arasındaki o ince çizgiyi tam olarak anlayamamıştım ama belki de gerçekten de, her şeyin ortasında bir yer vardı.

İçsel Çatışma

Bugün hala, bu soruya net bir cevap veremiyorum. Bazen sofu olmak istiyorum; sınırları belirlemek, kurallara uymak ve ruhumda bir huzur bulmak. Ama bazen de sofi olmak istiyorum; kendimi özgür bırakmak, dünyayı olduğu gibi kabul etmek ve kurallara karşı çıkmak. Her iki taraf da beni bir şekilde çekiyor. İçimde bir sofu var, derinlerde bir sofi var… Ve bu iki kişi, her an karşı karşıya geliyor.

Bugün, bu yazıyı yazarken, içimdeki bu çatışmayı tekrar hissettim. Bir an, sokaktan geçen bir adamın gözlerine takıldım. O gözler, hem bir sofu hem bir sofi gibi görünüyordu. Hem huzurlu hem de bir o kadar kaybolmuş. Hem kurallara bağlı, hem de özgürlüğü arayan… Kendi içindeki savaşı bitirememişti.

Sonuç

İnsan bir zamanlar düşündüğü gibi net bir şekilde sofu ya da sofi olamıyor. Belki de hayat, iki uç arasında bir denge bulmakla ilgili. Kimse her zaman bir tarafı seçmek zorunda değil. Bazen, hayatın içinde hem sofu hem sofi olmayı kabul etmek gerekir. Belki de hayatın anlamı, her iki tarafın da kabul edilmesi, her iki yönün de deneyimlenmesidir.

Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, gözlerim bir kez daha kışın karanlık gökyüzüne kaydı. Sofu mu, sofi mi? Belki de bu soru, yıllar sonra hala cevaplanmaz kalacak. Ama bir şey kesin: Her ikisi de insanın içinde, her zaman, bir şekilde yer buluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbetgiris.org/vdcasino giriş adresibetexper yeni giriş