Şimşir Kaşık Neden Yağlanır?
Hayat bazen öyle bir hale geliyor ki, tüm evrimsel gelişimimizi, bilimsel buluşlarımızı ve modern teknolojiyi geçtim, günlük yaşantımızdaki bazı sırlarla baş edemiyoruz. Hani, telefonumuzu kaybettiğimizde 3 dakika boyunca etrafımızı saran evrimsel gerginlik… Evet, bu yazı da bir noktada o gerilime dokunuyor. Çünkü şimşir kaşığı yağı… Neden yağıyor?
Şimdi soruyu sorduk ama cevaba geçmeden önce biraz etrafı tanımaya ne dersiniz? Gelin, 25 yaşında İzmir’de yaşayan, çoğu zaman espri yaparak hayata tutunmaya çalışan, bir o kadar da her şeyi kafasında aşırı derecede analiz eden bu gencin gözünden bakalım. Ama merak etmeyin, arkadaşlarımı ya da hayatımı küçümsemiyorum; sadece biraz içimdekileri dışarıya çıkarıyorum. Çünkü ben de şimşir kaşığı kadar yağlıyım… ama farklı bir türden!
Şimşir Kaşığı ve O Mistik Yağ
Beni tanıyanlar iyi bilir, saatlerce bir soruya takılabilirim. İşte “Şimşir kaşık neden yağlanır?” sorusu da böyle bir şey. Fark ettim ki, bu soruya kimse doğru düzgün cevap veremiyor. Neden? Çünkü aslında bu sorunun cevabı, çok derinlerde gizli. Ama burada bilimsel bir yaklaşımdan bahsetmeyeceğim, o kısmı zaten başkaları konuşuyor. Biz biraz daha yaratıcı düşünelim.
Hadi gelin, şimşir kaşığın yağı üzerinde biraz kafa yoralım. Şimşir ağacı nedir, ne işe yarar, diye soracak olursanız, kısaca özetlerim: Kendisini “yumuşak” bir malzeme olarak tanımlarız. Kimi zaman kaşık yapımında, kimi zaman da deniz kenarındaki sabah yürüyüşlerinde karşımıza çıkar.
Ama asıl mesele şimşir kaşığını yağlamamızda. Şimdi, bir şeyin sürekli yağıyor olması, bence doğal bir durum değildir. Bu, ya geçmişte bir yanlışlık yapıldığının göstergesidir ya da evrimsel bir ihtiyaçtır. Gerçekten, şimşir kaşığını yağıyorsanız, bu büyük bir sorundur. Çünkü bir yanda sabahları kahve içerken bir kaşığı bile yağlamaya çalışıyorsunuz, diğer yanda ise “yağlamayın” diyen annenizin uyarılarını duyuyorsunuz.
Kısa bir diyalog:
Ben: “Anne, şimşir kaşığını niye yağlıyorsun?”
Anne: “Yavrum, kaşığın çabuk kırılmasın diye.”
Ben (içimden): “Ama ben de kırılırım anne…”
İşte bazen böyle şeylerle karşılaşıyoruz. Kaşığın yağı, aslında sadece pratik değil; bir anlamda ölümsüzlük mücadelesidir. Kaşık bir şeyler yaparken, bir yandan da yağın içinde kayboluyor. Benim görüşüm şudur: Kaşık yağlanır, çünkü o da hayatını bu şekilde devam ettirebilir. Yani bir anlamda “savaş”tır bu. Ne kadar fazla yağ, o kadar dayanıklı!
Yağlı Kaşık, Yağlı Hayat
Sadece şimşir kaşıkları mı yağlanır? Hayır! Bütün hayatımız yağlı. Ne kadar düzenli bir yaşam sürmeye çalışsanız da bazen her şeyin kaydığı anlar olur. Şimşir kaşığının yağı gibi, insan da zaman zaman yağlanmaya meyillidir. Yani, evet, bazen fazlasıyla kaygılı oluruz, bazen de fazla rahat.
Ama burada biraz daha derinlere inelim. Şimşir kaşığının yağı, evrimsel bir tepkidir. Yani, yağlanma olayı, kaşığın kullanım ömrünü uzatmaya çalıştığı bir stratejidir.
Şimdi, biraz gerçek hayattan bir örnekle açıklayayım:
Günlük Hayatın Şimşir Kaşığı
Diyelim ki sabah uyanıyorsunuz, bir yandan kahvaltı hazırlıyorsunuz. Bu sırada “Şimşir kaşığı neden yağlanır?” diye düşünmeye başlıyorsunuz. Aklınızda o kadar çok soru var ki; kahvaltı sırasında anneniz birden “Yavrum, bu kaşığı niye yağlıyorsun?” diye soruyor.
İç sesiniz hemen devreye giriyor:
İç Ses: “Kaşık yağlanır, çünkü ben de hayatı yağlı yaşarım. Tüm bunlar belli bir plana dayanıyor, ya da belki de hiç bir plan yok!”
Ama işin komik tarafı şu: Kaşığın yağı aslında biraz hayatın kendisiyle de örtüşüyor. Çünkü sabah kahvaltısı yaparken bile zamanla yağıyor. Bazen yağ, bazen de kahvaltıdaki o peyniri eklediğinizde biraz daha fazla kayıyor. Ama yağ ne kadar birikirse birikinsin, hayatı da biraz o şekilde yaşamanız gerekir.
Hayat ve Şimşir Kaşığının Evrimi
Şimşir kaşığını düşünün, her gün bir yerden başka bir yere giderken, o kadar çok yeri yağlıyor ve etrafa yayıyor ki, artık bir noktadan sonra kendinizi onu temizlerken buluyorsunuz. Ama her temizlik sonrası kaşık, sanki yeni bir güce kavuşmuş gibi parlıyor.
Yani, o ilk yağı fark ettiğinizde belki “Ne gereği var” diyorsunuz ama zamanla fark ediyorsunuz ki, şimşir kaşığını yağlamak, bir noktada yaşamın gizli sırlarını keşfetmek gibi bir şey. Belki de hayatımızda her şey yağlanmışken, biz de o yağlı yaşamı kabul etmeliyiz.
Sonuç Olarak, Yağlı Hayat!
Sonunda belki de şunu demek lazım: Şimşir kaşığını yağlamak, sadece ona bakarken düşündüğümüz basit bir iş gibi görünse de, aslında hayatı biraz daha kolaylaştırmak için yapılan bir müdahaledir. Her şeyin yerli yerinde olmasını istersiniz, ama hayat da tıpkı o şimşir kaşığı gibi bazen yağlı olur. Ve evet, yağlı yaşamlar da hepimizin başına gelir.
Kaşık yağlanır, çünkü hayat bazen kaygan olabiliyor. Ama kaygılanmayın, yağlı bir hayat da aslında yaşanabilir. Yeter ki şimşir kaşığınızı ve hayatınızı doğru şekilde yağlayın!
Bundan sonra, şimşir kaşığını yağlarken aklınıza hep bu yazı gelsin. Kim bilir, belki o esnada kaybolan telefonu bulmak için uğraşırken bir anlam daha çıkarırsınız. Sonuçta hayat, biraz da şimşir kaşığının yağı kadar basittir!