Aşılı Köpek Tırmalaması Kuduz Yapar Mı?
Hayat bazen ne kadar basit görünse de, içinde gizli anlamlar taşıyan anlar ve sorularla doludur. Bir gün Kayseri’nin o soğuk sabahlarından birinde, hiç düşünmediğim bir sorunun peşine düşeceğimi kim tahmin edebilirdi ki? O sabah, küçük bir tırmalama, aklımı kurcalayacak, kalbimi hızla çarptıracak ve beni yıllar sonra bile hatırlatacak kadar büyük bir soruya dönüştü.
O anın nasıl başladığını hatırlıyorum. Bahar yaklaşıyordu, kışın geride bıraktığı soğuk rüzgar yavaşça yerini hafif bir esintiye bırakmıştı. Kayseri’de zaman ne kadar değişse de, sabahları hala aynı soğuk, ama bir o kadar da taze bir hava vardır. Mahalledeki köpekler yine sabah uykularından uyanıp, sokaklarda dolaşmaya başlamıştı. Birçoğu sahipsizdi, ama bir o kadar da sıcak kalbimle onlara yaklaşmaktan çekinmezdim. Benim için sokak köpekleri her zaman yaşamın biraz daha saf ve masum yanını temsil ediyordu.
“Gel buraya, seni seviyorum!”
O sabah bir köpek, diğerlerinden farklıydı. Kocaman, kahverengi, gözleri sabahın ışığına karşı parlıyordu. Korkusuzca yanımda yürümeye başladı, küçük bir tırmalama hissettim. Dönüp bakınca, patisinin biraz daha sert şekilde, biraz daha aceleyle bileğimi tırmaladığını fark ettim. “Ağrıyor mu?” diye düşündüm ama genelde sokak köpekleriyle tanışmam böyle şeylere dönüşmüyordu. Yine de bir şey vardı… Bir an, garip bir his kapladı içimi. Tedirgin oldum.
Köpek, her zamanki gibi oradan uzaklaştı, ben ise önümdeki yokuşu çıkmaya devam ettim. Ama bir şey beni rahatsız ediyordu. Küçük bir tırmalama… Bu kadar basit, ama bu kadar derin bir soruya yol açacak kadar düşündüren bir şey.
“Aşılı köpek tırmalaması kuduz yapar mı?”
Evet, işte bu soru beynimde yankılanmaya başladı. O kadar basit, ama o kadar karmaşık bir soru. Hayatın en basit anlarında bile insanın içinde cevapsız sorular büyür, yavaşça büyür ve bir şekilde onları sormaya zorlanırsınız. Bugün, bu sorunun peşinden gitmek zorunda kalacağımı bilmiyordum.
Daha önce de köpeklerle tanıştım, sokaklarda rastladım, ama bu kez farklı bir şey vardı. Tırmalama o kadar doğal ve basit bir şeydi ki, üzerime sinen duyguyu ifade edebilmek gerçekten zor. Korku, endişe ve merak bir aradaydı. “Kuduz olur muyum?” diye düşündüm. Kafamı salladım, ama korkularım daha çok arttı. Ne kadar aşılıydı bu köpek? Ne kadar güvenliydi?
Şehirde Gezen O Köpeğin Peşinden Gitmek
Evet, her şey o kadar hızla gerçekleşti ki. Hemen mahalledeki veterinerimi aradım. Kayseri’nin en eski veterinerlerinden biri olan Hüseyin Abi’ye bağlandım. “Hüseyin Abi, seninle ciddi bir şey konuşmam lazım…” dedim. O an gözlerim büyüdü, biraz korku vardı. Nedenini anlayamamıştım ama korkuyordum.
Hüseyin Abi’nin sakin sesi, bana bir şekilde güven verdi. “Merak etme, aşılı bir köpek tırmalasa kuduz yapmaz. Ama yine de dikkatli ol. Aşılar her zaman her şeyi garanti etmez. Gözlem yapmalısın.” Gözlerim bu kez biraz daha rahatladı ama Hüseyin Abi’nin söyledikleri beynimde dönüp duruyordu: “Her şeyi garanti etmez.”
Sakin Ol, Hayatını Geri Al
Saatler sonra Kayseri’nin o upuzun caddelerinde yürürken, tırmalanan bileğim hâlâ aklımdaydı. O kadar endişelenmeye gerek var mıydı? Aşılar var, değil mi? O köpek aşılıydı. Ama… ama ya değildiyse?
Bütün günün sonunda, akşam vakti, gözlerim çok yorulmuştu. Eve döndüm, bir yudum çay içtim ve bilgisayarımın ekranında “aşılı köpek tırmalaması kuduz yapar mı?” diye arama yapmaya başladım.
İçim rahatlamadı, bir şeyleri arıyordum ama bulamıyordum. Sonunda, birkaç veterinerin yorumlarına denk geldim. Aşılı bir köpek, eğer kuduz aşısı düzenli olarak yapılmışsa, o köpeğin tırmalaması insanı kuduz yapmazdı. Bu, teorik olarak, biyolojik olarak doğruydu. Ama işte, o anki duygusal halimle bu doğruyu kabul etmek zorlayıcıydı. Kafamda dönüp duruyordu: Ya o köpek başka bir şey taşırsa?
Gecenin Derin Sessizliği ve Sonunda Gelen Cevap
Neyse ki, geceyi rahat uyuyarak geçirdim. Kafamda bir sürü soru vardı ama sabah uyanınca, düşündüm. Korkularım, kaygılarım ne kadar gerçekti ki? Sokak köpeklerine olan sevdam ne kadar gerçekti? Aşılı bir köpek tırmalamışsa, kuduz olma ihtimalim gerçekten yok denecek kadar azdı. Ama ya değildiyse? Bu soru hala aklımdaydı. O köpek, bana bir şeyler öğretmişti: Tüm dünyaya güvenmek ne kadar güzel olsa da, bazen ihtiyatlı olmalıydık. Hayat, her zaman bir denge oyunuydu, ama bu sefer ki… belki biraz daha tedirgin olmalıydım.
Bazen hayatta, basit soruların yanıtları, insanın içindeki en derin korkuları tetikler. Küçük bir tırmalama, bir insanın düşüncelerini nasıl derinleştirebilir? Bunu o gün Kayseri’nin sokaklarında anladım.
Ve evet, o köpeğin tırmalaması beni korkutmuş olabilir, ama sonunda öğrendim ki, hayatta güvende olmak, bazen doğru bilgiye ulaşmak ve güvenli adımlar atmakla olur. O köpek benim için sadece bir hatırlatıcıydı: Hayat, bazen tek bir sorudan ibarettir.